<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hanımeli &#187; Blog</title>
	<atom:link href="http://www.hanimeli.org.tr/category/blog/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.hanimeli.org.tr</link>
	<description>Yalova Hanımeli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği</description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Sep 2009 17:06:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.8.4</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yamalı Hayaller</title>
		<link>http://www.hanimeli.org.tr/blog/yamali-hayaller.html</link>
		<comments>http://www.hanimeli.org.tr/blog/yamali-hayaller.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 02:55:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rayna®</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hanimeli.org.tr/?p=128</guid>
		<description><![CDATA[
Aşkı anlamak için mecnun olmaya,adil olmak için Ömer olmaya gerek yok..Bunlar zaten yaratılıştan beri var olan duygular.Yeter ki insan aşkın zirvesine çıkmaya,adalet terazasini dengede tutmaya çalışsın.
Çaresiz bir insanın halinden anlamak için de gamlı yüreğini çıkarıp görmeye gerek yoktur.Peki… Dertli birini nasıl mı tanırsınız?Gözlerinin içine bakın…orada gördüğünüz çaresizlik size kılavuz olur ve sizi ta derine,yaralı gönlüne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://i31.tinypic.com/6p5g90.jpg" alt="" /></p>
<p>Aşkı anlamak için mecnun olmaya,adil olmak için Ömer olmaya gerek yok..Bunlar zaten yaratılıştan beri var olan duygular.Yeter ki insan aşkın zirvesine çıkmaya,adalet terazasini dengede tutmaya çalışsın.</p>
<p>Çaresiz bir insanın halinden anlamak için de gamlı yüreğini çıkarıp görmeye gerek yoktur.Peki… Dertli birini nasıl mı tanırsınız?Gözlerinin içine bakın…orada gördüğünüz çaresizlik size kılavuz olur ve sizi ta derine,yaralı gönlüne kadar götürür.Orada duyarsınız,çaresiz feryatları,sessiz çığlıkları,söylemeyip biriktirdiği eskimiş,yamalı duygularını…Dedim ya… Siz sadece gözlerine bakın.Konuşurken,uzun zamandır sakladığı mahrem bohçasını açmış bir genç kızın utangaçlığı vardır onda.Gözünden bir damla yaş düşmeden ne kadar kelime sarfetse kardır onun için,çünkü ilk damladan sonra bir çağlayan gibi boşalacaktır yaşlar ve tıkayacaktır nefesini.Kalmayacaktır artık takati.İlk damladan önce anlatmalıdır derdini ve bahsetmelidir yamalı hayallerinden.</p>
<p>İşte yamalı hayalleri olan bir yüz Azime Hanım…</p>
<p>O elektriği ve suyu kesik bir evde oturuyor.Boş bir buzdolabı ve 6 çocuğu var.Bizden istediği ne dolabının dolması,ne de elektrik ve suyunun açılmasıydı.</p>
<p>Tek isteği bu yıl üniversiteyi kazanan oğlunu okutabilmekti.Çünkü inandığı bir şey vardı.Bu sefaletten kurtulmanın tek yolu okumaktı.Azime Hanımın feryadı duyarlı kalplere ulaştı.Gönül dostlarımız Aysun Hanım ve arkadaşları kulak verdi bu sessiz çığlıklara… Biz de bu vesile ile Azime Hanımın evini ısıtmanın ve oğlu Murat’ı okutmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</p>
<p>Bir de yüreğini kadife bir serçeye benzettiğim Fikret’i anlatmak istiyorum biraz…</p>
<p>Fikret ‘i tanıdığımda birinci sınıfa gidiyordu. Ama onu ilk gördüğümde sırtında önlüğü,elinde çantası yoktu.Diğer yaşıtları gibi yeni alınmış parlak okul ayakkabıları da….Sırtında kolları eskimiş yırtık bir kazak,elinde ilk işe başlayanların kullandığı küçük bir boya sandığı.              Evet… Fikret birinci sınıfa gidiyordu ama şimdiden okulu bırakacağından söz ediyordu:  “ Hasta anneme bakmak zorundayım, ayrıca ben çalışmalıyım ki kardeşlerim okusun” diyordu.              Fikret orta boyu, siyah saçları  ve mütebessim çehresiyle öyle tatlıydı ki; hızla kirlenen şu dünyada O’nun ayakkabı boyalarıyla kirlenmiş elleri ve yüzü  nekadar  berrak görünüyordu anlatamam…            Eşim ayakkabılarını  boyatırken tanışmıştı.Fikret ile ve sonra beni tanıştırmıştı. O diğer boyacı çocuklardan farklıydı. Son derece onurlu,tok gözlü ve biraz da utangaç…Asaletini kaybetmemiş gözleri satır satır yazıları okumak yerine parlatılmayı bekleyen tozlu ayakkabılara bakıyordu sıra sıra. Sokaklara ait olmadığı ne kadar belliydi. Okula giderken kitaplarını poşette taşıyor vearkadaşlarının onunla alay ettiğini kimseye söylemiyordu. O’na güzel bir okul çantası hediye ettiğimizde önce kabul etmek istememiş ama sonra kekeleyerekteşekkür etmiş ve almıştı çantayı…Evet…Fikret mağduriyeti ve yoksulluğu altında ezilen binlerce çocuktan sadece biriydi ve kekeliyordu. Ne dediği anlaşılıyordu ama parayı rahat harcayamadığı gibi sözcükleri de harcamaktan korkuyordu sanki… Konuşmamız ilerledikçe alnından sızan boncuk boncuk terle beraber rahatlıyor ve dilindeki kilit açılıyordu sanki…               İnşaat işçisi bir babanın oğluydu Fikret ve takdir o ki;hayatın o ağır yükünü daha küçükken taşımak zorunda kalan küçük ama demir gibi bir yüreğivardı. O demir yüreğin kilidini açıp, içindeki kadife serçeye dokunmak istediğinizde sıcak bir çift sözün ve tatlı bir bakışın yeterli olduğunu görürdünüz…                 ………             O’nu birkaç yıl sonra bir vesile ile tekrar gördüğümde şaşırmıştım. O artık beşinci sınıf öğrencisiydi. Boyu uzamış, yavaş yavaş  çocukluktan delikanlılığa geçiş dönemine girmişti…Ama hala yüzünde çocuksu bir ifade,                                                                                      Gözlerinde utangaç bakışlar vardı. Evet…Sanki hiç değişmemişti. Değişen tek bir şey vardı, Fikret daha çok kekeliyordu. Çünkü her geçen gün O’nu yoksulluğun farkındalığına biraz daha yaklaştırıyordu           Umarım, birkaç sene sonra Fikret hayallerini ve umutlarını  hapsettiği o demir yüreğine sözcüklerini de hapsetmez sonsuza kadar…</p>
<p>Hadi gelin o küçük yüreğin kilidini açıp, Fikret ‘in hayallerine, umutlarına ve sözcüklerine özgürlük kanatlarını takalım. Tabi kanadı kırık kadife serçeye de…</p>
<p>Filipinli teyzeyi ve Yılmaz amcayı zaten tanıyorsunuz.Onlar 27 sene önce evlenmişler ve hayatın her türlü cilvesiyle karşılaşmışlar.Yine de bırakmamışlar birbirlerini ve sımsıkı sarılmışlar hayata.Yılmaz amca şeker hastalığı sebebiyle açılmış yaralara,Filipinli Teyze fil hastalığından dolayı şişmiş bacağına aldırmıyor,desteklerinizi hissettikçe.</p>
<p>Gönderdiğiniz tüpleri sanki bir çocuk şefkatiyle içeri alıyor ve faturaları için verdiğimiz tutarı bir bayram harçlığı heyecanıyla kabul ediyorlar.Ve hiç unutmuyorlar dualarında Hanımeli insanlarını…</p>
<p>…Ve Emine teyze</p>
<p>O,bizim bu yola çıkarken sesini takip ettiğimiz,sitemlerini üzerimize alarak bir insanlık özrü dilediğimiz ilk teyzemizdi.Onu 3 senedir tanıyoruz.2özürlü oğluyla birlikte yaşayan Emine teyze de hayatın ağır yükünü sırtlayan,dört ucu sıkıntı olan bir bohçayı bağlamaya çalışan çilekeş bir kadın.</p>
<p>Bizim yaptığımız ise sadece o sıkıntılarla dolu yaşamın bir ucundan tutarak destek olmaya çalışmak.O bizim Emine teyzemiz.Biz de onun sıkıştığında yanıbaşında bulabileceği bir dert ortağı…Siz belki onu tanımıyorsunuz.Ama o sizi tanıyor.Sizi ve samimi desteklerinizi..Bu bayram kendisini ziyaret ettiğimizde sizlere de selam söyledi ve dualar gönderdi.</p>
<p>Bu dualardan aldığımız şevk ve heyecanla yolumuza devam etmeye kararlıyız. Taki o sessiz çığlıkların sahibi zavallı insanlara,onlar bizi aramadan ulaşabilelim.Ve o biçarelere çare olalım.</p>
<p>Var mısınız?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hanimeli.org.tr/blog/yamali-hayaller.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Onların Yüzünü Siz Güldürdünüz</title>
		<link>http://www.hanimeli.org.tr/blog/onlarin-yuzunu-siz-guldurdunuz.html</link>
		<comments>http://www.hanimeli.org.tr/blog/onlarin-yuzunu-siz-guldurdunuz.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Sep 2009 02:53:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rayna®</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.hanimeli.org.tr/?p=123</guid>
		<description><![CDATA[
 Kurulduğu günden bu yana her sabah büyük bir heyecanla derneğimizin kapısını açıyor ve bugün hayat bize hangi dersi öğretecek diye beklemeye başlıyoruz.Çaresiz bir yığın insanın,çare diye sarıldığı kapılardan bir kapı olmak hiçte kolay değil..Çoğu zaman öyle sıkıntılarla karşılaşıyoruz ki;o sıkıntının içinde boğulan karşımızdaki mi? Yoksa ona çare olamadığımızda biz miyiz?Ayırmak zor..Onlar mı bize muhtaç,biz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter" src="http://i29.tinypic.com/6jocux.jpg" alt="resim" /></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Kurulduğu günden bu yana her sabah büyük bir heyecanla derneğimizin kapısını açıyor ve bugün<span> </span>hayat bize hangi dersi öğretecek diye beklemeye başlıyoruz.Çaresiz bir yığın insanın,çare diye sarıldığı kapılardan bir kapı olmak hiçte kolay değil..Çoğu zaman öyle sıkıntılarla karşılaşıyoruz ki;o sıkıntının içinde boğulan karşımızdaki mi? Yoksa ona çare olamadığımızda biz miyiz?Ayırmak zor..Onlar mı bize muhtaç,biz mi onlara?</span></span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Kimi zaman kendini, olduğundan çok daha mağdur göstermeye çalışırken kılıktan kılığa giren ve bu arada maskelerinden birini yere düşüren insanlar&#8230; Bazen de sıkıntılarının, yoksulluğunun altında iki kat, her şeyini kaybetmiş ama her şeye rağmen dimdik ayakta durmaya çalışan asil insanlar&#8230; Onlardan bir kaçı ile tanışmak ister misiniz?</span></span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Raziye… 26 yaşında&#8230; Küçükken geçirdiği bir kaza sonucu sol gözünü kaybetti. Artık tek gözü ile hayatına devam eden Raziye, ağaran gözü sebebiyle uykusuz geceler geçirmeye başladı. İmkansızlıklar nedeniyle ameliyat olamayan Raziye, bir gün üzerinde adresimizin yazılı olduğu eski bir kağıt parçası ile çıkıp geldi ve:’Ne olur şu ağrılarımdan kurtulmama yardım edin.’dedi. İstediği sadece yıllardır çektiği ağrılardan kurtulmak ve ağrısız bir gece geçirmekti. Yoksa tek gözünün çukurda olması ve insanların rahatsız edici bakışları onun için hiçte önemli değildi. Canı yanıyordu. Ama o,yinede halini olduğundan daha vahim göstermemeye gayret ediyordu. Ağrılar… Diyordu sadece onlardan kurtulayım, yeter. Başka bir şey istemiyorum. Hâlbuki isteyecek ne de çok şeyi vardı.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Şimdi O,sayenizde ameliyat oldu. Ve ağrılarından kurtuldu. Hatta göremese de, gerçekmiş gibi duran protez bir gözü bile var artık.</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Bienvenida…65 yaşında… Biz ona kısaca Filipinli teyze diyoruz. Oda bize hanımeli insanları diyor. Derneğimizi bir komşusundan duymuş.36 yıl önce evlendiği Yılmaz beyle zor ama mutlu bir yaşamları var. Onlar sadece, peynir, süt, yoğurt ve pirinç yiyorlar. Ve çevreden kendilerine verilen diğer yiyecekleri bunlarla değiştirmek için market market dolaşıyor. Filipinli teyze şişmiş bacaklarıyla… Yılmaz beyinde romatizması var ve sürekli sıcak kullanmak zorunda. Nida hanım kapı kapı gezerek para bulmaya ve kira, elektrik, su ücretlerini karşılaya çalışıyor. Allahtan ve sizden başka kimsemiz yok diyor bu iki yaşlı insan…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: small;"><span style="color: #000000;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span> </span>Evet… Nida hanım ve eşi, siz Hanımeli insanları sayesinde, artık bulduğu nohut ve fasulyeyi, pirinçle değiştirmek için kapı kapı dolaşmıyor ve artık Yılmaz Bey sıcak su ile ihtiyaçlarını gideriyor, gönderdiğiniz tüpler sayesinde. Nida hanım yaşadıklarına inanamıyor ve dua ediyor kendi dilince:’ Allahım! Bu Hanımeli insanları çok yardım etmek bize, sana çok teşekkür etmek! Onları koru… Onların bize yardım ettiği gibi sende onlara yardım et.’</span></span></span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Bir diğeri kanser tedavisi görüyor. Adı Burcu…25 yaşında… Ve sizin yardımlarınızla bir kısmını karşılayabildiğimiz sigorta primi kesilirse tedavisi yarım kalacak.</span> <span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Betül ise 10 yaşında… Dört yıldır skleroderma hastası&#8230; Hak arasında taş adam hastalığı olarak biliniyor. Deri altındaki yağ tabakası zamanla yok oluyor ve hastanın elleri, kolları büzülerek kütleşiyor. Sürekli tedavi ve kontrol altında tutulması gerek. Ama ailenin imkanları çok kısıtlı. Doktorunun istediği tahlilleri yeşil kart karşılamayınca bize geldi. Ağzımızdan çıkacak cevabı beklerken gözlerimize çivilemişti. Tahlillerini yaptıracağımızı söylediğimiz an, önce annesinin, sonra küçük Betül’ün boynumuza sarıldığı an orda olabilseydiniz…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Ya Bedriye Hanım…’Ben O’na küsüm.’ Dediği Yüce Rabbi ile barıştırdığımızı söylesek ne dersiniz?…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Daha onlarcası, uzatacağınız sıcacık bir ele, sevgi dolu bakışlara ve bir dost muhabbetine öyle muhtaç ki…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Bir yıl önce, sokağın ortasında ellerini açıp:’ey Allah’ım yok mu insaf sahibi bir kulun, açım! diye feryat eden Emine teyzenin çığlıkları ile çıktığımız bu insanlık yolunda, hayal bile edemeyeceğimiz duraklara uğradık. Bu duraklarda bir sürü insanla karşılaştık. Kimi, uzun süredir beklediği yolcusundan ümidini kesmiş, kimi artık açlığı umursamamayı büyük bir hüner sayar olmuş… Kimi’sizden ayakkabı istemiyorum, sadece kangren olan bacağımı sıkıca bağlayabileceğim bir ip istiyorum, diğer ayağımı kurtarabileyim yeter, diyor. Kimi ise kırılan gururunu, yıkılan hayallerini, kimsenin ayağına batmasın diye, süpürebileceği bir süpürge ve faraş istiyor, sadece… Birçoğu da insanların lügatinda hala, infak, cömertlik, acıma, şefkat, vicdan ve merhamet kelimelerinin bulunduğuna inanamıyor. Çünkü insanlar, infak ve cömertliği kandil gecelerine, şefkat ve acımayı Brezilya dizilerine, insaf ve vicdanı tıka basa doldurdukları midelerine hapsettiler…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Ama Hanımeli’liler olarak siz Afrika’ya kadar uzattınız hanım ellerinizi, bir yudum su, bir lokma ekmek oldunuz, zeytin gözleri ışıl ışıl parlayan Afrikalı çocuğa… Bir şişe tentürdiyot, bir parça gazlı bez oldunuz Filistin’in kanayan yarasına Sözlerimizi çığlıklarını Yalova semalarından taşarken yakaladığımız, Emine teyzenin bir sitemi ile tamamlayalım.’ İnsanlar 12 ay yemek yiyorlar, ama bizleri sadece Ramazan ayında hatırlıyorlar. Allah’ım, Ramazanda yediklerimle beni öyle doyur ki, kalan on bir ayda hiç acıkmayayım…’</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Zor durumdaki kardeşlerimizi sadece Ramazan ayında değil, tüm sene hatırladığınız için teşekkür ederiz. İYİ Kİ VARSINIZ…</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
<table style="border-collapse: collapse;" border="0" cellspacing="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td style="border-color: #ece9d8; padding: 0cm 5.4pt; width: 230.3pt; background-color: transparent;" width="307" valign="top">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
</td>
<td style="border-color: #ece9d8; padding: 0cm 5.4pt; width: 230.3pt; background-color: transparent;" width="307" valign="top">
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Yalova Hanımeli</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;">Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği</span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: center;" align="center"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-family: Times New Roman; color: #000000; font-size: small;"> </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hanimeli.org.tr/blog/onlarin-yuzunu-siz-guldurdunuz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kadife Serçe</title>
		<link>http://www.hanimeli.org.tr/blog/kadife-serce.html</link>
		<comments>http://www.hanimeli.org.tr/blog/kadife-serce.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:59:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rayna®</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hanimeli.org.tr/?p=80</guid>
		<description><![CDATA[Fikret ‘i tanıdığımda birinci sınıfa gidiyordu. Ama onu ilk gördüğümde sırtında önlüğü, elinde çantası yoktu. Diğer yaşıtları gibi yeni alınmış parlak okul ayakkabıları da… Sırtında kolları eskimiş yırtık bir kazak, elinde ilk işe başlayanların kullandığı küçük bir boya sandığı.
Evet… Fikret birinci sınıfa gidiyordu ama şimdiden okulu bırakacağından söz ediyordu:  “ Hasta anneme bakmak zorundayım, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Fikret ‘i tanıdığımda birinci sınıfa gidiyordu. Ama onu ilk gördüğümde sırtında önlüğü, elinde çantası yoktu. Diğer yaşıtları gibi yeni alınmış <img class="alignright" title="fikret" src="http://i30.tinypic.com/2mh5ydh.jpg" alt="" width="322" height="470" />parlak okul ayakkabıları da… Sırtında kolları eskimiş yırtık bir kazak, elinde ilk işe başlayanların kullandığı küçük bir boya sandığı.<br />
Evet… Fikret birinci sınıfa gidiyordu ama şimdiden okulu bırakacağından söz ediyordu:  “ Hasta anneme bakmak zorundayım, ayrıca ben çalışmalıyım ki kardeşlerim okusun” diyordu.<br />
Fikret orta boyu, siyah saçları ve mütebessim çehresiyle öyle tatlıydı ki; hızla kirlenen şu dünyada O’nun ayakkabı boyalarıyla kirlenmiş elleri ve yüzü ne kadar berrak görünüyordu anlatamam…<br />
Eşim ayakkabılarını boyatırken tanışmıştı. Fikret ile ve sonra beni tanıştırmıştı. O diğer boyacı çocuklardan farklıydı. Son derece onurlu, tok gözlü ve biraz da utangaç… Asaletini kaybetmemiş gözleri satır yazıları okumak yerine parlatılmayı bekleyen tozlu ayakkabılara bakıyordu sıra. Sokaklara ait olmadığı ne kadar belliydi. Okula giderken kitaplarını poşette taşıyor ve arkadaşlarının onunla alay ettiğini kimseye söylemiyordu.</p>
<p>O’na güzel bir okul çantası hediye ettiğimizde önce kabul etmek istememiş ama sonra kekeleyerek teşekkür etmiş ve almıştı çantayı… Evet… Fikret mağduriyeti ve yoksulluğu altında ezilen binlerce çocuktan sadece biriydi ve kekeliyordu. Ne dediği anlaşılıyordu ama parayı rahat harcayamadığı gibi sözcükleri de harcamaktan korkuyordu sanki… Konuşmamız ilerledikçe alnından sızan boncuk terle beraber rahatlıyor ve dilindeki kilit açılıyordu sanki…</p>
<p>İnşaat işçisi bir babanın oğluydu Fikret ve takdir o ki; hayatın o ağır yükünü daha küçükken taşımak zorunda kalan küçük ama demir gibi bir yüreği vardı. O demir yüreğin kilidini açıp, içindeki kadife serçeye dokunmak istediğinizde sıcak bir çift sözün ve tatlı bir bakışın yeterli olduğunu görürdünüz…<br />
…<br />
O’nu birkaç yıl sonra bir vesile ile tekrar gördüğümde şaşırmıştım. O artık beşinci sınıf öğrencisiydi. Boyu uzamış, yavaş çocukluktan delikanlılığa geçiş dönemine girmişti… Ama hala yüzünde çocuksu bir ifade, gözlerinde utangaç bakışlar vardı. Evet… Sanki hiç değişmemişti. Değişen tek bir şey vardı, Fikret daha çok kekeliyordu. Çünkü her geçen gün O’nu yoksulluğun farkında lığına biraz daha yaklaştırıyordu<br />
Umarım, birkaç sene sonra Fikret hayallerini ve umutlarını hapsettiği o demir yüreğine sözcüklerini de hapsetmez sonsuza kadar…</p>
<p>Hadi gelin o küçük yüreğin kilidini açıp, Fikret ‘in hayallerine, umutlarına ve sözcüklerine özgürlük kanatlarını takalım. Tabi kanadı kırık kadife serçeye de…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hanimeli.org.tr/blog/kadife-serce.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Elimizin Hamuruyla&#8230;</title>
		<link>http://www.hanimeli.org.tr/blog/elimizin-hamuruyla.html</link>
		<comments>http://www.hanimeli.org.tr/blog/elimizin-hamuruyla.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2009 23:53:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Rayna®</dc:creator>
				<category><![CDATA[Blog]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://hanimeli.org.tr/?p=73</guid>
		<description><![CDATA[
Sakın bu sözü duyar duymaz elinizdeki hamuru yıkamaya kalkmayın. Çünkü elimizin hamurunu yıkamadan yapabileceğimiz bir sürü şey var..
Elimizin hamuru ile neler mi yapabiliriz? Gelin bir kaçını sıralayalım:
Gönül kapılarımızı ardına kadar açıp, ne çok kişiye yer olduğunu görebiliriz… Güzel dinleyip, güzel konuşup, güzel bakabiliriz…
Bir cana yaklaşıp halini sorabiliriz…
Ben! demeyip yine tek hece yorularak “biz” diyebiliriz…
Paylaşır ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignnone" title="elimizin hamuru" src="http://i30.tinypic.com/28utyx1.jpg" alt="" width="431" height="141" /></p>
<p>Sakın bu sözü duyar duymaz elinizdeki hamuru yıkamaya kalkmayın. Çünkü elimizin hamurunu yıkamadan yapabileceğimiz bir sürü şey var..</p>
<p>Elimizin hamuru ile neler mi yapabiliriz? Gelin bir kaçını sıralayalım:</p>
<p>Gönül kapılarımızı ardına kadar açıp, ne çok kişiye yer olduğunu görebiliriz… Güzel dinleyip, güzel konuşup, güzel bakabiliriz…</p>
<p>Bir cana yaklaşıp halini sorabiliriz…<br />
Ben! demeyip yine tek hece yorularak “biz” diyebiliriz…<span id="more-73"></span></p>
<p>Paylaşır ve paylaşmayı şiar edinen bir nesle öncülük edebiliriz…<br />
Hasta çocuğu için çaresizce ağlayan bir annenin gözyaşını, daha yanağına düşmeden silebiliriz…</p>
<p>Akşam evine dönerken çocuğuna bir şeker bile alamamış çaresiz bir babanın mahcubiyetine ilaç olabiliriz…</p>
<p>Suratı asık bir çocuğu, yırtık yeri, dikili yerinden çok olan Ayakkabılarından kurtarıp, cıvıltıları göğü dolduran mutlu bayram çocuklarının arasına katabiliriz…</p>
<p>Bütün bunları yaparken bir yandan da eşlerimize, çocuklarımıza susamlı çörekler yapmaya devam edebiliriz…</p>
<p>Ne dersiniz?</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.hanimeli.org.tr/blog/elimizin-hamuruyla.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
