Onların Yüzünü Siz Güldürdünüz

Kurulduğu günden bu yana her sabah büyük bir heyecanla derneğimizin kapısını açıyor ve bugün hayat bize hangi dersi öğretecek diye beklemeye başlıyoruz.Çaresiz bir yığın insanın,çare diye sarıldığı kapılardan bir kapı olmak hiçte kolay değil..Çoğu zaman öyle sıkıntılarla karşılaşıyoruz ki;o sıkıntının içinde boğulan karşımızdaki mi? Yoksa ona çare olamadığımızda biz miyiz?Ayırmak zor..Onlar mı bize muhtaç,biz mi onlara?
Kimi zaman kendini, olduğundan çok daha mağdur göstermeye çalışırken kılıktan kılığa giren ve bu arada maskelerinden birini yere düşüren insanlar… Bazen de sıkıntılarının, yoksulluğunun altında iki kat, her şeyini kaybetmiş ama her şeye rağmen dimdik ayakta durmaya çalışan asil insanlar… Onlardan bir kaçı ile tanışmak ister misiniz?
Raziye… 26 yaşında… Küçükken geçirdiği bir kaza sonucu sol gözünü kaybetti. Artık tek gözü ile hayatına devam eden Raziye, ağaran gözü sebebiyle uykusuz geceler geçirmeye başladı. İmkansızlıklar nedeniyle ameliyat olamayan Raziye, bir gün üzerinde adresimizin yazılı olduğu eski bir kağıt parçası ile çıkıp geldi ve:’Ne olur şu ağrılarımdan kurtulmama yardım edin.’dedi. İstediği sadece yıllardır çektiği ağrılardan kurtulmak ve ağrısız bir gece geçirmekti. Yoksa tek gözünün çukurda olması ve insanların rahatsız edici bakışları onun için hiçte önemli değildi. Canı yanıyordu. Ama o,yinede halini olduğundan daha vahim göstermemeye gayret ediyordu. Ağrılar… Diyordu sadece onlardan kurtulayım, yeter. Başka bir şey istemiyorum. Hâlbuki isteyecek ne de çok şeyi vardı.
Şimdi O,sayenizde ameliyat oldu. Ve ağrılarından kurtuldu. Hatta göremese de, gerçekmiş gibi duran protez bir gözü bile var artık.
Bienvenida…65 yaşında… Biz ona kısaca Filipinli teyze diyoruz. Oda bize hanımeli insanları diyor. Derneğimizi bir komşusundan duymuş.36 yıl önce evlendiği Yılmaz beyle zor ama mutlu bir yaşamları var. Onlar sadece, peynir, süt, yoğurt ve pirinç yiyorlar. Ve çevreden kendilerine verilen diğer yiyecekleri bunlarla değiştirmek için market market dolaşıyor. Filipinli teyze şişmiş bacaklarıyla… Yılmaz beyinde romatizması var ve sürekli sıcak kullanmak zorunda. Nida hanım kapı kapı gezerek para bulmaya ve kira, elektrik, su ücretlerini karşılaya çalışıyor. Allahtan ve sizden başka kimsemiz yok diyor bu iki yaşlı insan…
Evet… Nida hanım ve eşi, siz Hanımeli insanları sayesinde, artık bulduğu nohut ve fasulyeyi, pirinçle değiştirmek için kapı kapı dolaşmıyor ve artık Yılmaz Bey sıcak su ile ihtiyaçlarını gideriyor, gönderdiğiniz tüpler sayesinde. Nida hanım yaşadıklarına inanamıyor ve dua ediyor kendi dilince:’ Allahım! Bu Hanımeli insanları çok yardım etmek bize, sana çok teşekkür etmek! Onları koru… Onların bize yardım ettiği gibi sende onlara yardım et.’
Bir diğeri kanser tedavisi görüyor. Adı Burcu…25 yaşında… Ve sizin yardımlarınızla bir kısmını karşılayabildiğimiz sigorta primi kesilirse tedavisi yarım kalacak.
Betül ise 10 yaşında… Dört yıldır skleroderma hastası… Hak arasında taş adam hastalığı olarak biliniyor. Deri altındaki yağ tabakası zamanla yok oluyor ve hastanın elleri, kolları büzülerek kütleşiyor. Sürekli tedavi ve kontrol altında tutulması gerek. Ama ailenin imkanları çok kısıtlı. Doktorunun istediği tahlilleri yeşil kart karşılamayınca bize geldi. Ağzımızdan çıkacak cevabı beklerken gözlerimize çivilemişti. Tahlillerini yaptıracağımızı söylediğimiz an, önce annesinin, sonra küçük Betül’ün boynumuza sarıldığı an orda olabilseydiniz…
Ya Bedriye Hanım…’Ben O’na küsüm.’ Dediği Yüce Rabbi ile barıştırdığımızı söylesek ne dersiniz?…
Daha onlarcası, uzatacağınız sıcacık bir ele, sevgi dolu bakışlara ve bir dost muhabbetine öyle muhtaç ki…
Bir yıl önce, sokağın ortasında ellerini açıp:’ey Allah’ım yok mu insaf sahibi bir kulun, açım! diye feryat eden Emine teyzenin çığlıkları ile çıktığımız bu insanlık yolunda, hayal bile edemeyeceğimiz duraklara uğradık. Bu duraklarda bir sürü insanla karşılaştık. Kimi, uzun süredir beklediği yolcusundan ümidini kesmiş, kimi artık açlığı umursamamayı büyük bir hüner sayar olmuş… Kimi’sizden ayakkabı istemiyorum, sadece kangren olan bacağımı sıkıca bağlayabileceğim bir ip istiyorum, diğer ayağımı kurtarabileyim yeter, diyor. Kimi ise kırılan gururunu, yıkılan hayallerini, kimsenin ayağına batmasın diye, süpürebileceği bir süpürge ve faraş istiyor, sadece… Birçoğu da insanların lügatinda hala, infak, cömertlik, acıma, şefkat, vicdan ve merhamet kelimelerinin bulunduğuna inanamıyor. Çünkü insanlar, infak ve cömertliği kandil gecelerine, şefkat ve acımayı Brezilya dizilerine, insaf ve vicdanı tıka basa doldurdukları midelerine hapsettiler…
Ama Hanımeli’liler olarak siz Afrika’ya kadar uzattınız hanım ellerinizi, bir yudum su, bir lokma ekmek oldunuz, zeytin gözleri ışıl ışıl parlayan Afrikalı çocuğa… Bir şişe tentürdiyot, bir parça gazlı bez oldunuz Filistin’in kanayan yarasına Sözlerimizi çığlıklarını Yalova semalarından taşarken yakaladığımız, Emine teyzenin bir sitemi ile tamamlayalım.’ İnsanlar 12 ay yemek yiyorlar, ama bizleri sadece Ramazan ayında hatırlıyorlar. Allah’ım, Ramazanda yediklerimle beni öyle doyur ki, kalan on bir ayda hiç acıkmayayım…’
Zor durumdaki kardeşlerimizi sadece Ramazan ayında değil, tüm sene hatırladığınız için teşekkür ederiz. İYİ Kİ VARSINIZ…
|
|
Yalova Hanımeli Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği
|
